DAHA VERİMLİ OLMAK…

Listening metal is like overclocking your brain. Simply, you work better.
(4. Boyut)

Listening metal is like overclocking your brain. Simply, you work better.
(4. Boyut)
Dünya büyük ekonomik bunalıma girme yolunda.
Bu günlerde OPEC, yakında ham petrol fiyatlarının bugünkülerin iki mislisine çıkıp, varilin 200 Amerikan dolarını geçeceğini iddia etti. OPEC bunu söylerse, inanmamak saçmalık olur. Yakıt, demek ki, ulaşım masraflarını ikiye katlayacak. Her şey daha da pahalı olacak.
Uzun araba veya otobüs seyahatleri, hele hele uçak biletleri, sadece seçilmiş kesim için, bir lüks ifadesi olacak.
Örneğin, birkaç yıl önce Singapur’a uçtuğumda, biletler 600 dolardan başlıyordu. Ben 1003 dolar ödemiştim ve bu pahalı olarak kabul edilmişti. Şimdi Singapur’a uçak biletleri 2000 dolardan başlıyor. Gelecekteki fiyatları sadece tahmin edebiliriz. Tahminim iyiyse, Makedonya’dan, mesela, Güney Amerika, Hong Kong, Çin, Singapur, hele hele Avustralya ve Yeni Zellanda’ya uçak biletleri 4-6 bin dolara mal olacak. Bu fiyatlarla sıradan vatandaş uçamaz.
Öte yandan, Çin ve Hindistan’da insanların ceplerine daha çok para girmesi ve yaşam standartının yükselmesiyle, daha çok gıda tüketilmeye başlandı. Bu da dünya çapında daha çok gıda talebine yol açtı. Fiyatlar artıyor ve artmaya da devam edecek.
Ucuzluğa elveda derken, çoğumuzda çevre bilincinin yükselmesiyle, “biyoyakıt” kullanımına talebin artmasını da eklemek lazım. Biyoyakıt, son on yılda canlı organizmalardan elde edilmiş bir “çevre dostu” yakıttır. Ama, biyoyakıt genellikle bitkilerden üretiliyor. Bu bitkiler de genellikle tahıl bitkileridir. Yani, insanın gıda olarak kullanabileceği bitkilerdir. Çevre bilinci yükselince, biyoyakıt satışları da arttı, bu da daha çok bitki tüketimine, bu ise gıda piyasasında eksikliğe, dolayısıyla da fiyat artışına neden oldu.
İnsanların yaşam standartlarını yükseltelim derken, yükselen çevre bilinciyle çevreyi kirletmeyelim derken, hayat ilerideki yıllarda çok daha ağır olacak.
Bu ne demek? Şimdiki parayla çok yakın zamanda artık alınan gıdaların ancak yarısı alınabilecek. Bu da Afrika’ya daha az yardım demek olacak.
Sonuçta bilincimiz neye neden olacak? Milyonlarca masum insanın ölümüne!
George Orwell‘in “Bin Dokuz Yüz Seksen Dört“ romanını umarım birçoğunuz okumuştur. Kıtabın çok meşhur bir sözü vardı: “The Big Brother is Watching You” (Büyük Birader Seni Gözetliyor).
Günümüzün dünyasında artık insanların evine girmek çok kolay. Hatta, insanlar kendi evlerini veya odalarını dünyaya açarak, özel hayatlarına yabancıların göz atmalarına imkan sağlıyor.
Böyle bir hizmeti Yahoo veriyor: Yahoo! Live. Ücretsiz bir şekilde diğerlerini izleyebilir veya kendinizi yayınlayabilirsiniz.
Eskiden özgürlük, kendi özel hayatını saklamaktı. Bugün ise özgürlük, kendi iradenle özel hayatından vazgeçmektir, galiba
İnsanlar mutlu olunca, neden bu da olmasın?
Ama sapıklaşmayın, sakın ha
Aynı şartlar altında bazı insanlar mutlu, bazıları ise mutsuz olabiliyor. Zannedersem, herkes bunun sırrını öğrenmek istemiştir.
Dolayısıyla, 4. Boyut bunu araştırdı ve mutlu insanların beş ortak özelliğini buldu:
Hadi, gülün biraz
UFO-lar var mı?
Birçok insan, açıklanamayan her şeye inanır. Komplo teorileri, yabancılar, azınlıklar, masonlar, gelişmiş ülkeler, bilmem neler hep “tehlikedir” bunlara.
UFO-lar da bunlardan bir tanesi. Bunlara göre, UFO-lar vardır ve bu “uzaylılar” bizden çok daha ileri seviyede bir zekaya sahiptirler.
Hatta, bu insanların bir kısmı UFO-ları bir din haline getirmişlerdir. UFO-culuğu mevcut din kitaplarıyla bağdaştıranlar da az değil.
Bazıları bunu bir iş olarak görüyor ve bir sürü t-shirt, poster, maske, kukla, resim, kitap, konferans, video, daha bilmem neler üretip, satıyor.
Birtakım insanlara göre, UFO-lar aslında gelişmiş ülkelerin bizleri gözetlemek için yaptığı uçan araçlardır. Her adımımızı “takip ediyorlar”.
Mustafa Topaloğlu gibisinden bazı uyanıklar, “ben uzaydan geldim” diyerek, meşhur olabiliyor. Kötü bir reklam değil, ha?
Bazı insanlar, UFO-ların gerçekten de var olduğunu hükümetlerimizin bildiği, ancak insanlar arasında huzurun bozulmaması için, gerçeği bizlerden sakladıklarına inanır.
Şimdiye kadar UFO-ların gerçekten de var olmadığına dair bir sürü argümanın gösterilmesi ve bunların birer hile olduklarının anlaşmasına rağmen, bir defa çözülen olaylar hala internette ve başka yerlerde örnek olarak gösterilmektedir. Ispatları kimse okumuyor, ama “komplo”ları herkes okuyor.
Ben aslında şu temel soruyu sormak istiyorum: UFO-larla gelen “uzaylılar”, o kadar uzaktan gelecek de, bizlerden saklanacaklar mı? Siz onların yerinde olsanız, yani bilmem kaç ışık yılı yol katederek, başka dünyalara gider de onlardan saklanır mıydınız?
Ya da siyasilerin, uzaylılarla pazarlıkta oldukları ve dolayısıyla, bizlerden saklanmalarını mı istediklerine inanıyorsunuz?
© Oktay Ahmed, 1997-2008. Powered by WordPress